COVID-19’U İNKÂR EDEN HEKİMİN YARGILAMASI: ADİL V. GENERAL MEDICAL COUNCIL DAVASI VE DEĞERLENDİRMESİ

Feyza Ölçek
2 Min Read

COVID-19 pandemisi, sadece bir halk sağlığı krizi değildir. Pandemi ifade özgürlüğünün sınırlarının da yeniden tartışıldığı bir dönem olmuştur. Özellikle sağlık profesyonellerinin pandemi ve aşılar hakkında yaptığı açıklamalar, kamu sağlığının korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki denge sorununu görünür hâle getirmiştir. Bu çalışma, Birleşik Krallık’ta görülen Adil v. General Medical Council davasını incelemektedir. Davada bir hekimin COVID-19’un varlığını reddeden ve aşılara ilişkin komplo iddiaları içeren açıklamaları nedeniyle disiplin yaptırımına uğraması tartışma konusu olmuştur. Mahkeme, “kamu sağlığı”nın ve “hekimlik mesleğine duyulan güvenin korunması”nı meşru amaç olarak kabul etmiş; hekimin mesleki unvanını kullanarak yaptığı açıklamaların disiplin müdahalesine konu olabileceği sonucuna ulaşmıştır. Çalışmada, müdahalenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi (ifade özgürlüğü) ve Human Rights Act 1998 (HRA) çerçevesinde yasal dayanağı, meşru amacı ve demokratik toplum bakımından gerekliliği incelenmektedir. Ayrıca çalışma, devletin kamu sağlığını korumaya yönelik pozitif yükümlülükleri ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi, sağlık alanındaki “yanlış” veya “yanıltıcı” addedilen bilgilere yönelik müdahaleler bakımından değerlendirmektedir. Nihayetinde çalışma, pandemi döneminde “yanlış” veya “yanıltıcı” addedilen bilgilerin sınırlandırılmasının ifade özgürlüğü bakımından ortaya çıkardığı tartışmaları da göz önüne sermek istemektedir. Zira bu tartışmalar caydırıcı etki, bilimsel konsensüs ve devletin “doğru bilgi”yi belirleme yetkisi bakımından önem arz etmektedir.

COVID-19 , Hekim , İfade Özgürlüğü , Sınırlama , Kamu Sağlığı , Kamu Güveni

Paylaş