İnsan haklarında yaşanan gelişmeler sadece hakların tanınması ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda insan hakları hukukuna ilişkin bazı temel ilkelerin de kabulünü beraberinde getirmiştir. Bu ilkelerden çalışmanın konusuyla ilgili olanı ayrımcılık yasağıdır. Bir hak ve temel bir ilke olan ayrımcılık yasağının kapsamı ve çeşitleri teorik çalışmaların yanı sıra mahkeme kararlarıyla da belirlenmiştir. Uluslararası ölçekte birçok düzenlemede insanların eşit olduğu vurgusuyla ayrımcılık yasaklanırken bazı özel sözleşmeler yoluyla dünya genelinde çoğunlukla karşılaşılan ayrımcılık nedenleriyle bağlantılı olarak ayrımcılık yasaklanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bölgesel bir düzenleme olmakla birlikte Sözleşmenin ihlaline ilişkin bir yargı mekanizmasının öngörülmüş olması, ayrımcılık yasağının uygulanmasına yönelik etki oluşturmaktadır. Sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağı Sözleşmeden kaynaklanan haklardan yararlanma ile sınırlı iken daha sonra kabul edilen 12 numaralı Ek Protokolle bu yasak genişletilerek taraf devletlerin tanımış oldukları her türlü hakla ilgili ayrımcılıktan kaçınmaları yükümlülüğü getirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrımcılık iddiasına ilişkin temel bazı kriterler belirleyerek bu kriterler üzerinden ayrımcılığa ilişkin değerlendirme yapmaktadır. Mahkeme, muamele farkı, meşru ve objektif bir amaç ile orantılılık ilkelerini esas almaktadır. Sözleşmenin 14. maddesinde bazı ayrımcılık nedenleri sayılmakla birlikte bu sayım bir sınırlama amacı taşımamaktadır. Bu çalışmada, din temelli ayrımcılığa ilişkin AİHM kararlarının konuyu nasıl ele aldığı incelenmektedir.
AİHM , Eşitlik , Ayrımcılık , Ayrımcılık Yasağı , Din Temelli Ayrımcılık

