İdari yargılama usulümüzde davacı ve davalı dışında üçüncü kişilerin davaya katılımlarını düzenleyen ihbar ve müdahale kurumları, temel olarak taraflar dışında yargılamada menfaat sahibi üçüncü kişilerin yargısal süreçte korunmasını amaçlamaktadır. İhbar kurumu, devam eden bir yargılamada üçüncü kişilerin menfaatlerinin bu davadan etkilenebileceği öngörüsüyle, taraflarca veyahut mahkeme tarafından resen haberdar edilmesi anlamına gelmektedir. Müdahale ise davadan haberdar olan üçüncü kişilerin hem kendi menfaatini daha iyi koruyabilmek hem yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine katkı sağlamak amacıyla dahil olması noktasında önemli bir işleve sahiptir. Ancak belirtilmelidir ki, ihbar ve müdahale kurumlarının hukuki niteliği ve idari yargı pratiğine uygun olup olmadığı akademik tartışmaya müsaittir. Özellikle İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31’inci maddesindeki yollama nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu 64’üncü ve 67’nci maddesi arasında düzenlenen davaya müdahalenin idari yargıda fer’i müdahale niteliğinde mi olacağı yoksa idari yargının asli müdahaleye de olanak verip vermediği incelemeye açıktır. Öte yandan müdahilin hak ve yetkileri bakımından da uzun süre içtihat ve öğreti içerisinde farklı görüş ve yorumlar ortaya çıkmıştır. Bu tartışmalara ise 2023 yılında Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun vermiş olduğu karar yeni bir boyut kazandırmış, müdahalenin idari yargıdaki konumu ve sınırları hakkında açıklık getirilmiştir. Bu makalede, ihbar ve müdahale kurumları İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri ve yargı içtihatları ışığında incelenmekte; söz konusu içtihadı birleştirme kararı çerçevesinde güncel durum değerlendirilmekte ve uygulamada karşılaşılan sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunulmaktadır.
İhbar , Müdahale , Müdahilin kanun yoluna başvuru hakkı , Mahkemeye erişim hakkı , İdari yargılama hukuku

