HANEFİ HUKUK DÜŞÜNCESİNDE ARİYET SÖZLEŞMESİNİN MAHİYETİNE İLİŞKİN FARKLI GÖRÜŞLER

Kamil Çalışkan
2 Min Read

Ariyet sözleşmesinin hukuki mahiyeti Hanefi hukuk düşüncesinde farklı görüşlere konu olmuştur. Ebu’l-Ḥasen el-Kerḫī’nin (ö. 340/952) de benimsediği aktarılan yaklaşıma göre ariyet, ariyet olarak verilen şeyin menfaatlerinin mübah kılınması (ibâha) anlamına gelmektedir. Mecelle-i Aḥkām-ı ʿAdliyye’de de kabul edilen ve Hanefi mezhebinde baskın olduğu anlaşılan diğer görüşe göreyse ariyet, ariyet verilen şeyin menfaatlerinin ariyet alana temlikini ifade etmektedir. Bu makale bu iki görüşün, delilleri ve ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar bağlamında incelenmesini konu edinmektedir. Bu kapsamda makalede öncelikle ibâha ve temlik kavramları ele alınarak aralarındaki temel farklılıklar ortaya konulmuştur. Ardından ariyetin ibâha olduğu ile temlik olduğu görüşleri, taraflarca getirilen delillendirmeler ve karşı delillendirmeler üzerinden incelenmiştir. Sonrasında görüşlerin ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar irdelenmiş, bu bağlamda Hanefi hukuk düşüncesinde gündeme gelen sınırlı mülkiyet kavramına değinilmiştir. Devamında Ebu’l-Ḥuseyn el-Ḳudūrī’nin (ö. 428/1037), görüşleri uzlaştırmayı amaçlayan yaklaşımı incelenerek bu görüş farklılığının üzerinde uzlaşılan ortak bir mananın farklı lafızlarla ifadesinden ibaret görülüp görülemeyeceği tartışılmıştır. Sonuçta ariyete ilişkin söz konusu görüş ayrılığının, salt lafzi bir ihtilaftan ibaret olmayıp Hanefi fıkhında ariyete ilişkin verilmiş olan mevcut hükümlerden yola çıkılarak ariyetin manasını tespite yönelik bir çabanın neticesi olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

İslam Hukuku , Hanefi fıkhı , ariyet , ibâha , temlik , mülkiyet , sözleşme

Paylaş