KAMUSAL MEKÂN VE KAMUSALLIĞIN DÖNÜŞÜMÜ

Fatma Süzgün Şahin Ünver
2 Min Read

Kamusal alan ve mekân, akademik çalışmalara defalarca konu olmasına rağmen güncelliğini korumakta ve farklı bağlamlarda karşımıza çıkmaya devam etmektedir. İnsanın mekân içine doğması ve yaşamın mekân içinde gerçekleşmesi, mekânın fizik anlamı dışında konu edinilmesini zorunlu kılmaktadır. İnsan için mekânın anlamı varlığa/oluşa dairdir bu nedenle mekânın kendisi de politik değişimlerden mutlaka etkilenen -sokakların isimlerinin değiştirilmesi dahi bir politik tercihtir-, toplumların duygularının dışa vurulduğu -protesto eylemleri ya da sevinç gösterileri- alanlar olarak simgesel anlam da taşımaktadır. Mekân, hem ev olarak özel alan olmakta hem dışarısı olarak kamusal anlam taşıyıcısı da olabilmektedir. Mekân dışarısı olduğunda insanlar için etkileşim alanı olmaktadır: Yaşamın sokakta da aktığı hatta akmasının o ülke yurttaşları arasındaki bağların kurulmasında etkili olacağı zamanlarda kamusal mekânlar makbul davranışların sergilendiği performans alanları olarak da işlev kazanırlar. Bu durumlarda dışarısı olan mekân için kentte yeni düzenlemeler yapılır. Örneğin Osmanlı İmparatorluğu son döneminde yapılan imar planları ile meydana bağlanan sokaklar ve millet bahçeleri, Genç Cumhuriyet yıllarında Ankara’da inşa edilen geniş meydanlar, parklar ve gerek kamusal gerekse özel binalar birliktelik ve karşılıklılık inşa etmek amacındadır. Bu çalışmada kamusal mekân kavramına bu açılardan yaklaşılması hedeflenmiştir.

Kamusal alan, kamusal mekân, mekânın dönüşümü, garibanların kamusal alanı, tartışma ve parantezleme.

Paylaş